Türkiye’de faaliyet gösteren vatandaşlardan ve yerli işletmelerden düzenli olarak vergi alınırken, Türkiye’de milyonlarca kullanıcıya ulaşan ve buradan ciddi gelir elde eden yabancı şirketlerin vergilendirilmesi de aynı ölçüde önem taşıyor.
Özellikle ABD, Avrupa ülkeleri, Rusya, Japonya ve Çin merkezli sosyal medya platformları, dijital servisler, uygulama mağazaları, oyun şirketleri, yayın platformları, reklam ağları, haber ve içerik platformları Türkiye pazarından gelir elde ediyor.
Peki bu şirketlerin Türkiye’de elde ettiği ekonomik değer ne ölçüde vergilendiriliyor?
Aslında Türkiye bu konuda tamamen boş değil. Dijital Hizmet Vergisi (DHV) kapsamında dijital reklamlar, dijital içerik ve uygulamalar, kullanıcıların etkileşimine dayalı dijital platformlar ve bazı aracılık hizmetleri vergilendirilebiliyor. 2026 yılı için ilgili dijital hizmetlerde oran %5 olarak belirtiliyor ve belirli hasılat eşikleri bulunuyor.
Ayrıca Türkiye’de tüketilen veya Türkiye’de faydalanılan bazı yurt dışı hizmetleri KDV kapsamında da vergilendirilebiliyor. Yurt dışında bulunan şirketin Türkiye’de işyeri bulunmaması durumunda, işlemin niteliğine göre KDV’nin Türkiye’deki tarafça sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi veya elektronik hizmetlerde yabancı sağlayıcının KDV yükümlülüğü söz konusu olabiliyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca “yabancı şirketlerden vergi alınmalı” demekten ibaret değil. Asıl mesele, Türkiye’de oluşan dijital ekonomik değerin doğru tespit edilmesi ve vergilendirme sisteminin bu yeni ekonomiye göre sürekli güncellenmesi.
Devlet; sosyal medya, dijital reklam, uygulama, oyun, abonelik, bulut hizmetleri, yayıncılık, e-ticaret, dijital içerik ve çevrim içi platformlar üzerinden Türkiye’den elde edilen gelirleri düzenli olarak analiz etmeli.
Çünkü internet artık sınırların ötesinde çalışan dev bir ekonomik pazar.
Türk vatandaşı veya Türkiye’de faaliyet gösteren küçük bir işletme vergisini ödüyorsa, Türkiye pazarından büyük gelir elde eden küresel şirketlerin de Türkiye’deki ekonomik faaliyetleri ölçüsünde adil ve şeffaf bir vergi sistemine tabi olması gerekir.
Buradaki amaç yabancı şirketleri cezalandırmak değil; yerli ve yabancı aktörler arasında daha adil bir rekabet ortamı oluşturmak ve Türkiye’de oluşan ekonomik değerin ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlamasını güvence altına almak olmalı.
Vergi sistemi artık yalnızca fiziksel mağazaları, fabrikaları ve ofisleri değil; dijital ekonomiyi de aynı ciddiyetle takip etmek zorunda.
Asıl soru şu:
Türkiye’de milyarlarca liralık dijital ekonomik faaliyet gerçekleşirken, devlet bu değerin ne kadarını doğru şekilde ölçebiliyor ve vergilendirebiliyor?