SEN KÜÇÜKSÜN, KAZANAMAZSIN. BÜYÜKLER KAZANIR

Peki sistem neden bu seviyeye geldi?

Kapitalizm; rekabeti, girişimciliği, yatırımı ve ekonomik özgürlüğü teşvik eden bir sistem olarak ortaya çıktı. Ancak zaman içinde sermayenin belirli ellerde yoğunlaşması, piyasadaki güç dengelerini değiştirdi.

Bugün tek başına çalışan bir birey ile büyük bir şirket aynı pazarda rekabet ediyor.

Ama sahip oldukları imkânlar aynı değil.

Büyük şirketin sermayesi, reklam bütçesi, çalışan sayısı, üretim kapasitesi, teknolojisi, dağıtım ağı ve pazarlık gücü çok daha yüksek olabilir. Üstelik büyüdükçe maliyetlerini düşürme ve pazardaki konumunu güçlendirme avantajına da sahip olur.

Küçük işletme ise çoğu zaman sınırlı sermayeyle, yüksek maliyetlerle ve çok daha az kaynakla ayakta kalmaya çalışır.

Bu durumda şu soru kaçınılmaz hale geliyor:

Kapitalizm gerçekten rekabeti mi ödüllendiriyor, yoksa sermayesi ve gücü zaten yüksek olanların daha da güçlenmesine mi yol açıyor?

Elbette her büyük şirket kazanmaz, her küçük işletme de kaybetmez. Küçük girişimlerin büyüdüğü ve büyük rakiplerini geride bıraktığı birçok örnek vardır.

Ancak mesele yalnızca kimin kazandığı değil, yarışın hangi şartlarda başladığıdır.

Bir kişinin bütün birikimiyle kurduğu küçük işletmeyle milyarlarca liralık sermayeye sahip bir şirket aynı pazarda mücadele ediyorsa, hukuken rekabet eşit olabilir; fakat ekonomik güç bakımından şartlar aynı değildir.

Burada tartışılması gereken temel mesele şudur:

Bir sistem, başarılı olmayı gerçekten yetenek ve emeğe mi bağlıyor; yoksa mevcut ekonomik gücü zamanla daha fazla ekonomik güce dönüştürmeye mi başlıyor?

Eğer sermaye büyüdükçe fırsatlar da büyüyor, fırsatlar büyüdükçe sermaye daha hızlı birikiyorsa, sistemin sonunda kazananların avantajını koruması kaçınılmaz hale gelebilir.

O zaman soru artık sadece:

“Neden küçükler kazanamıyor?”

değildir.

Asıl soru:

“Ekonomik sistem neden bazılarına sürekli daha büyük bir başlangıç avantajı sağlıyor?”

Ve belki de en önemli soru:

Kapitalizm, herkesin yarışabileceği bir sistem mi olmalı; yoksa güçlü olanın daha da güçlenmesini doğal kabul eden bir düzen mi?



Translate